Yürekli Zamanlar

''Yanmaktan korkuyorlardı onlar. Sol yanlarından yandılar, bittiler, kül oldular... O külleri savurdular dört bir yana. Şimdi her yer griye kesti. Renkler anlamını kaybetti... Kana kana su içtiler nehirlerden. Kurak geçti yazlar, kışlar... Şimdi suskun yürekleri... Yarıya kadar dolu bardakları. Unuttular sevmeyi. Kuşlar şarkılarını alıp gittiler, artık bir tek birbirlerine söylemekteler.Nerede kaldı yürekli zamanlar.''
Her şey değişti.
Yüreğinin ucu alev almıştı.
Sonra yanmaya başlamıştı her yer...
Yangın yerinden çığlıklar atarak uzaklaştı.
Gidip en yakın nehire attı kendisini.
Çığlıklar dindi... Durağanlaştı her şey bir zaman sonra.
Şimdi tek duyduğu ses kendi sesiydi...
Tatlar farklıydı, renkler farklı.
Güneşi ilk o karşılıyordu, uykusuz gecelerden sonra.
Baktığı her yerde yangını görüyordu.
Tüm yüzler artık çığlığın yüzüydü....
Denize, göğe, kuşa, ağaca neye bakarsa baksın ondan bir parça buluyordu.
Tüm şarkılar kendine yazılmış olmalıydı.
Olmaz dedi.
Bir insan kendini bu denli kaybedemez.
Arasa da bulamaz bir daha.
Unutmamalıyım kendimi.
Tüm seslerin cismi başka, tatlar başka.
Deniz denizdir.
Ağaç da ağaç.
Her bir şarkı farklı yüreklerden çıkmış, her biri başkalarına yazılmış.
Yanmış bir yürek bir kişiyi sever yalnızca.
Oysa dünyada sevilecek ne çok şey var.
Aşık olunacak ne çok şey.
Anladı ki bir yürek yanarsa böylesine.
Kapılırsa bir tek yüze...
Her şey bir gün kül olur .
'Yandı, bitti, kül oldu'.
Kül de savrulur bir gün...
Havaya, toza, toprağa karışır, gider...
O yürekten de kimseye hayır gelmez bir daha.
Sol kafes boş kalır.
Ama anlar ki aşk başkadır.
Aşk yüreği serinletmektir.
Hafiflemektir.
Her bir güzelliğin hakkını vermektir.
Aşk aşık olduğunda tüm sevdiklerini o yürekte görmek,
Tüm sevdiklerini aşığınla yeni baştan sevmektir.
Yenilenmek, değişmek ve değiştirmektir aşk...
Huzurla uykulara yatmak,
Düş-lerden düş türetmek...
O düş-ü yüreğinde her yere taşıyabilmektir.
Mekan dediğin nedir?
Yıllar yılı üzerine savaşılan
Bir avuç toprak parçası.
Tek meskeni yürek olmalıdır aşıkların.
''Değil mi ki dünyada hep zihinler konuşuyor, hep diller... Sese söz diyorlar... Düşünceye hesap... Sen sus istiyorlar. Saklan ve uyum sağla onlara. Oysa sen bilirsin sevmeyi bir tek. Yaşamak ve ölmek nedir, senden sorulur... Bu yüzden sen tüm besteleri tanırsın... Hangi melodide kaybolunur, hangi yürekle dansa kalkılır... Herşeyi sen bilirsin yürek. Bir tek seni dinlemeli dünya... Hep seninle yaşamalı. Bir tek senin sesine açmalı kulakları.
Şurada uçan kuşları duyuyor musun? Onlar hep dünyaya şarkılar söylediler. Duyanlar da oldu onları, orada olduklarını unutanlar da. Dünya var oldu olalı, onlar da hiç susmadılar. Canları nereyi isterse oraya uçtular, şarkılarını şakımak için kondular dallara. Sen kuşları örnek al kendine. Hiç kimse dinlemese de, ne için attığını bilmeseler de, susma. Zihni sustur, dili sustur ama sen yapma... Bir tek seni dinlemeliyiz... Eğilmezliğini, mertliğini, cesaretini ve gücünü göster bize. İstediğin yere kon sen... Biz geliriz peşinden. Kuşları unutanların seni kül edip yoketmesine izin verme...
Kuş gibi çırpınırsan anlarız ki sevda vakti... Sızlarsan biliriz ki uçmak istersin başka diyarlara. Dalgalansan anlarız ki yorgunsun, kimsesiz kalmaktır istediğin. Coşarsan biliriz ki kendine konacak bir yer bulmuşsun. Sen tanırsın yürek, sen bilirsin kimdir seni dinleyen, anlayan... Senin kül olmana razı gelmeyeni. Seni tamamlayanı... Heyecanı sen bilirsin en iyi. Koşup da açmayı kapıları. Bir bedene sarılıp da çoğalmayı. Sessizliklerde konuşmayı, kelimesiz anlaşmayı... Tüm sesleri en iyi sen ayırt edersin.
Sen sen ol susma... Asla boyun eğme şu nesneler dünyasına. Girme sakın paranın esaretine. Emniyette olacağım diye kimseye eyvallah etme. Bilirsin mekan dediğin bir toprak parçası yalnızca. Kendine şu dünyada yüreklerden başka mesken arama. Bil ki ikamet edince bir başka yürekte, seni taşıyan şu fani beden geçip gitse de yaşamaya devam edersin orada. Ebediyete ancak bir başka bir yürekte kavuşursun.
Utanma aşkından yanıyorsun diye. Sen hep kendi türkünü söyle. ''Bilen, anlayan ve dinleyen gelir bulur beni'' de... Kuşlar gibi... Şakımak için neden arama... Nehirler elbet dökülecek bir yer bulurlar ya ak onlar gibi...
Tek taraflı olsa da sevmelerin sevmekten vazgeçme sen... Yanıp, bitip, kül olma... Savrulursun. Yok olursun. Sonsuza kadar konuşmazsın bir daha... Bu yüzden ne olur sonum diye sorma, bırak bulsun seni tüm cevaplar...
Her bir şey bir gün kül olur derler .'Yandı, bitti, kül oldu'.
Kül de savrulur bir gün... Saklamazsan eğer...
Havaya, toza, toprağa karışır, gider...
Güzel derler; ama bunu söyleyenler kül olmak için önce yanmak gerektiğini de söyleselerdi ya...''












